Otuz yıldır
süren PKK terörü pek çok can ve mal kaybına sebep oldu. Milyarlarca dolarımız,
insanımızın iş, aş, eğitim ve sağlık gibi hayat standartlarının yükseltilmesi,
ülkemizin imar ve inşasında kullanılması gerekirken terör nedeniyle heba olup
gitti... Bugüne kadar bu meselenin çözümüne hep "güvenlik odaklı"
bakıldı. Elbette insanımız teröre teslim edilemezdi. Can ve mal güvenliği
sağlanması gerekiyordu... Diğer yandan alternatif çözümler düşünmek, üretmek ve
tartışmak "tabu" idi. Konuşulmaz ve yazılmazdı!.. Bugün ise herkes
her şeyi yazıyor, çiziyor, konuşuyor... İmralı'da müebbet hapis yatan terör
mahkûmu da Nevruz günü Diyarbakır meydanında konuştu...
Yıllar önce
merhum Turgut Özal "Federasyonu tartışalım" dediği zaman o günün
politik liderleri, kadroları ve devlet kurumları gök kubbeyi Özal'ın başına
yıkmışlardı!.. O zaman HEP olan PKK'nın siyasi uzantısı parti bile Özal'ın bu
teklifine karşı çıkmıştı. HEP'in İzmir il başkanı bana; "Özal'ı iyi ki
anlamadılar. Ben İzmir Kordon'daki 250 metrekarelik daireyi ve Mercedes'i
bırakacağım, 'federasyon' hatırına kuş uçmaz kervan geçmez dağlara gideceğim
öyle mi? Gitmem! Ankara'nın batısında olanlar gitmeyecek. Doğuda olanlar ve PKK
'federasyonu konuşacağız' diyecek. Biz Kürtler birbirimizi yiyeceğiz. İyi ki
Özal'a karşı çıktılar!" dedi
Özal Kürtçe
müziği de serbest bırakmıştı... 1996 yılında Öcalan'la röportaj yapmak için
Beyrut'tan Bekaa'ya giderken şoför bana; "Kaset koyabilir miyim" ve
"Kürtçe mi Türkçe mi olsun?" diye sormuştu. Ben de "Siz
hangisini dinlerseniz ben onu dinlerim" dedim. Türkçe kaset koymuştu...
Röportaj sırasında Öcalan'a "Bu röportajı bölgedeki Kürt vatandaşlarımızın
da anlaması için isterseniz Kürtçe konuşun" demiştim. "Ne güzel,
Türkçe konuşuyoruz ya..." diye cevap vermişti.
Nevruz günü
o büyük kalabalıkta bir şey çok dikkatimi çekti; Öcalan'ın Kürtçe mektubu
Pervin Buldan tarafından okunurken topluluğun büyük bir kısmı ilgilenmiyordu.
Kalabalıktan beklenen alkış gelmiyordu. Çünkü konuşmayı anlayamıyorlardı!..
Sırrı
Süreyya, mektubun Türkçesini okurken beklediği coşkuyu göremeyince "Bu
alkış yetmez daha gür bir alkış" demek zorunda kamıştı. Bu Kürt
vatandaşlarımızı kimse bölemez.
En önemli
gelişme kansız bir Nevruz kutlandı. "İrademiz Öcalan" diyenler
Öcalan'ın fikirlerini dinlediler. Kandil'in açıklamaları şimdilik yol kesici
gibi görünmüyor. Bu sefer barış olacak gibi... Mektubun muhtevası bana; Devlet,
Öcalan ve Kandil olmak üzere bir takım çalışması hazırlığı olduğu intibaını
veriyor. Bunu önemli buluyorum.
Bundan
sonra Başbakan Erdoğan'ın açıklamasında işaret ettiği gibi bakalım silahlar
bırakılacak mı? İlk icraatı göreceğiz. Silahları bırakırlar ve sınır dışına
çekilirlerse o bölgeye ve Türkiye'ye "Hakiki Bahar" o zaman gelir.
Nevruz'u bütün Türkiye "tek bayrak"la kutlar...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder